16 Mayıs 2013 Perşembe

Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı

Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garâzım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı

Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı

Perde çek çehreme hicrân günü ey kanlı sirîşk
Ki gözüm görmeye ol mâh-likâdan gayrı

Yetti bî-kesliğim ol gâyete kim çevremde
Kimse yok çizgine girdâb-ı belâdan gayrı

Ne yanar kimse bana âteş-i dîlden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı

Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbın ki bu seyl
Koymadı hiç imâret bu binâdan gayrı

Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem
Ne temettu' bulunur neyde sadâdan gayrı

Fuzuli

Şiirin günümüz Türkçesiyle açıklaması
1. (Ey sevgili) sokağının sonunda (yani senin yanına varmakla) belâdan başka elde edeceğim bir şey yok; aşkının yolunda yok olup gitmekten başka bir hedefim yok.
2. Ey âh! Gam meclisinin ney’iyim, ateşe yanmış kuru vücudumda arzudan başka ne bulursan savurup dağıt.

3. Ayrılık günü yüzüme perde çek ey kanlı gözyaşı! Ki gözüm o ay yüzlüden başka bir şey görmesin.

4. Kimsesizliğim o noktaya vardı ki, çevremde belâ girdabından başka dönen kimse yok.

5. Bana, ne gönül ateşinden başka kimse yanar, ne de esen rüzgârdan (doğu rüzgârından) başka kimse kapımı açar.
6. Ey dalga, gözümün yaşının üzerindeki hava kabarcıklarını bozma, ki onun şiddetli akışı bu gözden başka hiç bir şeyi sağlam bırakmadı.

7. Fuzuli! Aşk meclisinde nasıl olur da âh etmem? Ney'in sesten başka ne kazancı olabilir ki?

13 Ocak 2013 Pazar

Cibilliyet mi Eğitim mi ?


Cibilliyet mi Eğitim mi ?

padişah vezire sormuş: vezir! demiş

-eğitim mi ön...emli cibiliyet (soy-sop-mezhep) mi?

vezir düşünmeden cevap vermiş:

-cibiliyet padişahım.

padişah memleketin her yerine tellallar çağırtmış.

-duyduk duymadık demeyin en iyi hayvan eğiticisine yüz kese altın...

en iyi hayvan eğiticisi padişahın huzuruna çıkarılmış.

padişah hayvan eğiticisine sormuş:

-bir kediye tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretebilirsin?

-altı ayda öğretirim padişahım.

altı ay dolmuş, huzura alınmış.

padişah:

-öğrettin mi?

-öğrettim padişahım.

saray erkanı toplanmış, kedi elinde tepsi servis yapmaya başlamış, tam vezirin önüne gelmiş; padişah yine vezire sormuş: vezir! demiş.

-eğitim mi önemlidir cibiliyet mi?

vezir padişahın sorusuna cevap vermeden önce cebinde hazır tuttuğu fareyi yere bırakmış. kedi tepsiyi attığı gibi farenin peşinde koşmaya başlamış. tabi altı aylık eğitimde boşa gitmiş.

vezir cevap vermiş.

-cibiliyet padişahım.

Önüne bir fare düştüğünde, eline bir fırsat geçtiğinde çıkarları için vatanını satmaktan, milletini harcamaktan tereddüt etmeyecek eğitimli büyük kedilerden Allah bu memleketi, bu milleti muhafaza kılsın.


Alın Size Kıssadan Hisse

8 Kasım 2012 Perşembe

Güçlü Kadınlar

Güçlü kadınlar vardır her işlerini kendileri halletmeye çalışan.. Anne babaları tarafından böyle yetiştirilen. Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler.
Evdeki tüm tamirat tadilat işlerinden anlarlar.
Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını devam ettirebilirler.
Faturalarını kendileri yatırırlar. Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar.
Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler.
Özgürlüğü severler dik durmayı da güçlüdürler çünkü...

      Âşık olduklarında hissederek yaşarlar. Aşklarına kurallar koymadıkları gibi büyük beklentilere de girmezler. Sevdiklerine problem çıkarmazlar. Bütün gün çalışıp durduktan sonra akşamları yorgun da olsalar sevgilileri buluşalım dediğinde hemencecik hazırlanıp sevgililerinin onları evden almalarına gerek kalmadan o her neredeyse onun olduğu yere giderler. Çoğu zaman sevgililerinin ya da kocalarının haberi bile olmaz yaşadıkları sıkıntıdan yansıtmazlar çünkü. Para var mı işyerinde sıkıntı mı oldu birine canı mı sıkıldı hiç bunlarla yormazlar birlikte oldukları erkeği. Çünkü istemezler kimse onlara acısın. Sonra da bir bakarlar ki bu kadar dik durmanın ve sorun çıkarmamanın karşılığında gerçekten de kimse onlara acımaz. Bu durum zamanla gelenekselleşir ve acınmama ile sorun çıkarmama hali yaşam tarzına dönüşür. Ezkaza dayanamayıp sorunlarını paylaşmaya kalksalar bu sefer de sorunlu kadın kaprisli kadın tahammül edilmez kadın damgasını yerler. Bu yüzden de terk edildiklerinde bile hiç seslerini çıkarmaz bu güçlü kadınlar!

Güçleri onlara doğuştan Allah'ın bir armağanıdır kadınlara

17 Ekim 2012 Çarşamba

Cânı cânân isteyenler terki cân olmak gerek



Cânı cânân isteyenler terki cân olmak gerek
Âlemi devri zamânda bînişân olmak gerek

Lâmüsellim kaydımış gavvâs olan gevher bulur
Gevheri gayb isteyenler bînişân olmak gerek

Rükni a’zam sıdk u himmet i’tikâdı pâk imiş
Bîriyâ ihlâsı mahz bîgümân olmak gerek

Nahv u sarf u mantık u hey’et nücûm u ilm ü tıb
Meclisin terk eyleyüp andan revân olmak gerek

Sen seni altın sanursın altunun oda bırak
Sâfî olup gıll u gışdan pâkcân olmak gerek

Bildügün terk eylegil hestîligün elden bırak
Işkıla pervâne tek bîcism ü cân olmak gerek

Şems istersin ki sultân sohbetine iresin
Kapusında çok zamânlar pâsubân olmak gerek

Akşemseddin hazretleri

1 Haziran 2012 Cuma

Ey Benim Aşk-ı Ruşenim

  



Muhacir sevdalım, hep gitmelere mi yatırdın uykularını? Sana ben aç çocukların gözlerinde vuruldum.Sana sevdalı bu yürek, serçe vuruşlu, seni özleyen bu yürek bir çiğdem çiçeği gibi narin ve çiğili.


  Yalnızlığın ayak sesleri yüreğimi acıtırken sen diye sabrı çekiyorum.Seni dileniyorum Yaradan' dan...


 Kalemimi ayrılıklara mı kırdın ey kader?


Ömrümün uyur uyanık tüm zamanlarımın en vazgeçilmez gerçekliğisin.Yok saysan da varlığımı,, yüreğimde yitiremediğim kocaman bir gerçeksin işte. Ya seninle yaşayacağım ya da yok olup gideceğim.  Benim sana karşı tek gerçekliğimde bu işte.Düştüğüm keder uçurumunda  anladım ki mahremiyetin kefaretiymiş gençliğimi çürüten, aklımı kemiren hasretler. 


  Ey gönlüme aşkın örtüsünü seren sevgili nerdesin?




Aşkın Gözyaşları...
 Kimya Hatun


Sinan Yağmur

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Acılar Denizi



Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını


Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana;herkes içime dökmüş artıklarını


Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...



Ümit Yaşar Oğuzcan







15 Mayıs 2012 Salı

Edebi Yazılar, Şiirler, Divan Edebiyatı, Gazeller, Şiir Tahlilleri - Hakkımızda

Edebi Yazılar, Şiirler, Divan Edebiyatı, Gazeller, Şiir Tahlilleri - Hakkımızda

Beni şad eylemedin sen dahi naşad olasın


Beni şad eylemedin sen dahi naşad olasın
Şu’le-i ah-i garihan gibi berbat olasın

 Künç-i hicrane olup sen de benim gibi esir
Ruz ü şeb destzen-i damen-i feryad olasın

 Vere nehl-i emelin meyve-i eşg-i hırman
Bir sitem kâre niyaz etmeğe mu’tad olasın

 Ruzigâr eylesün eflâke gubarın peyvend
Göreyim pazede-i leşker-i bîdad olasın

 Telhkâm-i sitemin gör ne çekermiş bilesin
Sen de zehrabe hor-i kâse-i hussad olasın

 Eyledin Nabi-i biçareye çok cevr ü sitem
Yok ümidim ki mükâfatdan âzâd olasın

Divan Şairi Nâbi

22 Nisan 2012 Pazar

Ne ân-ı hâle cür'et ne figana takatim var


Ne ân-ı hâle cür'et ne figana takatim var
 Ne recâ-yı vasla gayret ne firaka kudretim var

 Yanaymı mı hasretinden geçeyim mi ülfetinden
 Hele derd ü firkatinden sana bin şikâyetim var

 Nice etmem âh ü efgan beni yâre geçdi yârân
Nigeh etmez oldu cânân buna pek kasavetim var

 Düşüb ol cefâ-şiâre gönül oldu pare pare
Çekerim gamın ne çâre geçemem mahabbetim var

 Geziyordun eşbeh eşbeh dedi kim ki gördü peh peh
Beri gel ki sana ey meh dahi çok hikâyetim var

 O meh işte bana nisbet idiyor seninle ülfet Bana
Vâsıf açma sohbet sana pek adâvetim var

 Enderunlu Vasıf

 

4 Mart 2012 Pazar

Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.



Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.
Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile…
Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu
sevme hakkından alıkoyamaz.

Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
Sen bile buna karşı koyamazsın.
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
Bir zaman başkalarında aradım seni,
başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim.

Nasıl olsa gelecektin birgün.
Ve işte geldin de!
Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,
bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım
hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.

Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık.
Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin,
mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri
beraberinde sürükleyerek gideceksin.
İşte o zaman yoklukların
En dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.

Ergeç gideceksin; beni anlayamadan,
beni sevemeden gideceksin.
Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,
tesellisiz bir hüzün kalacak.
Yıllardır aradığım sendin
ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden…

Geldin ya!
Şimdi her şey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın,
nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde…

Ümit Yaşar Oğuzcan

21 Şubat 2012 Salı

Aşk nedir, nasıldır



Aşk cesaret ister,kocaman bir yürek ister.
Aşk hayata karşı islenilen en doğru suç ortaklığıdır.
Aşk hayatın tek düzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır.Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz.



aşk nedir, nasıldır bilen var mı?
sevip de her zaman gülen var mı?
beni seviyorum demek çok kolay
hadi öl deyince ölen var mı?


Güfte:İlham Behlül Pektaş
Makam : Nihavent
Beste:Avni Anıl

15 Şubat 2012 Çarşamba

Dün gece mehtaba dalıp hep seni andım



Neler çektim neler canân elinden
Tebâh oldum yeter hicrân elinden
Nihayetsiz melâle hicre düştüm
Figân eyler gönül her an elinden
Semahat Özdenses

Dün gece mehtaba dalıp hep seni andım
Öyle bir an geldi ki mehtap seni sandım
Sevgili rüyana mı aldın beni bir dem
Öyle bir an geldi ki mehtap seni sandım
Semahat Özdenses

Mahzun kalbim günden güne aşkınla eriyor
Ayrı geçen her lahza sonsuz elem veriyor
Ne yapsam çaresi yok, sana yalan geliyor
Ayrı geçen her lahza sonsuz elem veriyor
Semahat Özdenses

12 Ocak 2012 Perşembe

Aşkın Olmasa




Aşkın olmasa dönermiyim bir başıma
Aşkın olmasa an durur, zaman gelir.
Aşkın olmasa güneş donar, ay söner.
Aşkın olmasa ölüm gelir, alır gider

Aşkın olmasa güneş donar, ay söner.

Gökhan Kırdar

25 Kasım 2011 Cuma

Bir gamze hun rize şikâr oldu bu gönlüm



GAZEL

Bir gamze hun rize şikâr oldu bu gönlüm
Şeb ta seher aşuftevü zar odu bu gönlüm

Bir çaresi yok derde giriftar olub eyvah
Bir gonce içün âleme har oldu bu gönlüm

Gülçini visal olmak içün bağı tarabda
Bir bülbüli şurideye yâr oldu bu gönlüm

Gülşende edüb nağmei bülbül ana tesir
Feryad ile manendi hezar oldu bu gönlüm

Geçdi neyü meydan işidüb savtı hezarı
Medhuş olarak maili zar oldu bu gönlüm

Rüyet hevesile Nakiyye bir kez o şuhu
Akdamı rekibane gubar oldu bu gönlüm


Hatice Nakiye Hanım


Müneccimbaşı Osman Saib Efendi'nin kızı. 1846'da ikiz kardeşiyle birlikte dünyaya geldi. Sıbyan mektebinde okudu. Annesini küçük yaşta kaybetti. Teyzesi tarafından büyütüldü. Darülmuallimat'tan mezun oldu. Yenikapı Mevlevihanesi müritleri arasına girdi. Ali Fuat Bey'in Maarif Nazırlığı döneminde Darülmuallimat'ta öğretmenliğe başladı. Farsça ve tarih öğretti. Lügati Farısiye sözlüğünü hazırladı. Bir süre Mısır'da kaldı. Sultan Mehmet Reşat döneminde bazı şehzade ve sultanlara öğretmenlik yaptı. II. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. 1899da yaşamını yitirdi. Yenikapı Mevlevihanesi Çınaraltı Kabristanı'nda toprağa verildi. 40 kadar gazel, methiye, şarkı, müstezad, tahmis, terci-i bend ve kıt'a yazdı. Döneminin kadın şairlerinden Şeref hanımın yeğeni idi. Onun divanının ikinci basımını hazırladı. Dergilerde dağınık halde olan şiirleri derlenemedi. Bir bölümü Türkçe olan bu şiirlerden bazıları kardeşi Nebil Bey’in Divan’ının sonunda, bir kısmı da Ahmet Muhtar Bey tarafından yayımlandı. Hiç evlenmedi.

KOŞMA

Eyvah aşkınla yandım
Sonra cevrinle kandım
Aldandım sözlerine
Seni vefalı sandım

Ver bir dolu içeyim
Gör aşkınla niceyim
O mahmur gözlerinden
Ben nasıl vaz geçeyim

Kadehler durmasun boş
İçüb olalım serhoş
Çünki ağyar sözünden
Yâr ile aram bir hoş

Şimdi dil biçaredir
Aklım pek âvaredir
Ayrılık ateşinden
Ciğerim pür yaredir

Sinemi hicri dağlar
Gözlerim irmakdır çağlar
Nakiyye'nin halini
Gören kâfirler ağlar



Hatice Nakiye Hanım

ŞARKI (Hezlamiz)

Olamaz bir kimse hem halin senin
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin
Geçmede lanet ile salin senin
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin

Benzemez etvarü halin âleme
Gelmemiş mislin vücudi âdeme
Kendine âdemlik isnad eyleme
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin

Namını yâdeylemez emma beşer
Rekş eder efkârına gâvanü har
Sözlerin hayvanları hayran eder
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin

Anırırken sen o savt ile heman
Hep gelir şevka güruhi merkeban
Ursalar şayan sana al bir palan
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin

31 Ekim 2011 Pazartesi

Yunus Emre




Aklı Olan Korkmak Gerek Nefs Elinden, Hırs Elinden

Nefstir Seni Yolda Koyan Yolda Kalır Nefse Uyan.

Yunus Emre

15 Ekim 2011 Cumartesi

Sevda Bahçesi




Bir gül mahzun durur bahçede
Yaprakları yorgun.
Sen pembe güllerin en pembesi!
Hasta solgun.

Bir gül taze durur bahçede
Yaprakları diri.
Sen beyaz güllerin en beyazı
Sabahlar kadar iri.

Bir gül baygın durur bahçede
Yaprakları serin.
Sen sarı güllerin en sarısı
Yağmur gibisin.

Pembe gül hülyandır açılmış,
Beyaz gül yanakların,
Sarı gül dağınık saçlarındır,
Ve mahzun kalbim ateş gibi
Yanan dudaklarındır.

Cahit Külebi

30 Eylül 2011 Cuma

ÂŞIKA TÂN ETMEK OLMAZ



Âşıka ta’n etmek olmaz mübtelâdır n’eylesin
Âdeme mihr ü mahabbet bir belâdır n’eylesin

Gönlü dilberden kesilmezse acep mi âşıkın
Gamzesiyle tâ ezelden âşinâdır n’eylesin

N’ola ta’yin etse zabt-ı mülk-i hüsnü gamzeye
Zülfü bir âşüfte-i ser-der-hevâdır n’eylesin

Zülfüne kalsa perîşân eylemezdi dilleri
Anı da tahrîk eden bâd-ı sabâdır n’eylesin

N’ola olsa muztarib hâl-i dil-i uşşâkdan
Sînesi âyîne-i âlem-nümâdır n’eylesin

Olmasa Nef’î n’ola dil-beste zülf-i dilbere
Tab’-ı şûhu dâma düşmez bir Hümâdır n’eylesin


Nefi

14 Ağustos 2011 Pazar

Ne çok yanılıyoruz



Kimi kandırıyorsun, dostum? Beni mi, Allah'ı mı?Belki beni kandırıyorsun,ama ya Allah'ı? Bilmezmisin? O bilir, gizlediklerini ve bilmediklerini de bilir.Sana kandım gibi görünsem de Allah bana sır vermiyor mu sanırsın? Allah senin yalanlarını gösteriyor bana.Sen farkına varmayasın diye kanmışlık oyunu oynuyorum Karşında. Ama bu yalanlarınla ne çok yıpranıyorsun sen! Beni değil kendi kendini avutuyorsun sen. Kaybeden sen oluyorsun, ben değil. Ve ben senin yanında senden ötürü ne çok acı çekiyorum. Kaybeden ve kendini kandıran sana ne çok yanıyorum. Bırak bunları dost.Kendimiz olma zamanıdır. kendimiz olma..

Ölümü özlemeyen aşkı anlayamaz...

İsmail Acarkan

24 Haziran 2011 Cuma

Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir?



Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir
Onu en çolpa herifler de emin ol becerir.

Sade sen gösteriver 'işte budur kubbe' diye
iki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.

Ama gel kaldıralım dendi mi heyhat o zaman
Bir Süleyman daha lazım yeniden bir de Sinan.

Bunların var mı sizin listede hiç benzeri; yok.
Ya ne var? Bir kuru dil siz buyurun karnım tok.

Ötmeyin nafile baykuş gibi karşımda susun.
Mürtecisin be imam? Mürteciyim hamdolsun.

Mehmet Akif Ersoy

10 Haziran 2011 Cuma

Anladım ki susmak cüsse işi



Anladım ki susmak bir cüsse işi
Derin denizlerin işi
Serin sular en hafif rüzgârları bile coşturabiliyor..
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar…
Derin denizlerin sükutu büyüler beni.
İçimi bir heybet hissi kaplar.
Benliğimi hasret duyguları istila eder.
Kalbim ürperlerle dolar.
Dalgalı denizler, durgun mavi denizler kadar heybetli gelmez bana.
Göklerin suskunlugu da öyle. Gök gürlemeleri, mavi derinliklerin heybetini siler diye düşünmüşümdür hep.
Sükut her zaman daha manalı, daha derindir.

Hep derin denizler kadar heybetli bir sükut dinledim ondan.
Sanki durgun ve derin bir ummanın kıyısına varmıştım.
Derinliklerinde gönül ve hikmet incilerinin gülümsediği bir deniz bulmuştum.
Hayatın hiç bir kasırgası, hadiselerin hiç bir fırtınası onu dalgalandıramıyordu.
O denize imrendiğim an, gözlerim şu mısralara takılmıştı:
Gittim, gittim, denizin,
Sınır yerine vardım
Halin bana da geçsin!
Diye ona yalvardım
Bir çılgin vesvesede,
Içim didiklense de,
Olaydım o cüssede,
O’nun gibi susardım..
Gercekten de öyle olmustu. Sonsuza götüren bir denizin kıyısına varmıştım.
O zaman anladım ki, susmak bir cüsse işi. Derin denizlerin işi.
Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor.
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar..
Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her sey susuyor.
Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.

Şems-i Tebrizi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...