Vazgeçtim sorulara cevap aramaktan şimdi aradığım bir çocuk masumiyeti... Gerisimi neylerse güzel eyler teslimiyeti....
17 Ekim 2012 Çarşamba
Cânı cânân isteyenler terki cân olmak gerek
Cânı cânân isteyenler terki cân olmak gerek
Âlemi devri zamânda bînişân olmak gerek
Lâmüsellim kaydımış gavvâs olan gevher bulur
Gevheri gayb isteyenler bînişân olmak gerek
Rükni a’zam sıdk u himmet i’tikâdı pâk imiş
Bîriyâ ihlâsı mahz bîgümân olmak gerek
Nahv u sarf u mantık u hey’et nücûm u ilm ü tıb
Meclisin terk eyleyüp andan revân olmak gerek
Sen seni altın sanursın altunun oda bırak
Sâfî olup gıll u gışdan pâkcân olmak gerek
Bildügün terk eylegil hestîligün elden bırak
Işkıla pervâne tek bîcism ü cân olmak gerek
Şems istersin ki sultân sohbetine iresin
Kapusında çok zamânlar pâsubân olmak gerek
Akşemseddin hazretleri
1 Haziran 2012 Cuma
Ey Benim Aşk-ı Ruşenim
Yalnızlığın ayak sesleri yüreğimi acıtırken sen diye sabrı çekiyorum.Seni dileniyorum Yaradan' dan...
Kalemimi ayrılıklara mı kırdın ey kader?
Ömrümün uyur uyanık tüm zamanlarımın en vazgeçilmez gerçekliğisin.Yok saysan da varlığımı,, yüreğimde yitiremediğim kocaman bir gerçeksin işte. Ya seninle yaşayacağım ya da yok olup gideceğim. Benim sana karşı tek gerçekliğimde bu işte.Düştüğüm keder uçurumunda anladım ki mahremiyetin kefaretiymiş gençliğimi çürüten, aklımı kemiren hasretler.
Ey gönlüme aşkın örtüsünü seren sevgili nerdesin?
Aşkın Gözyaşları...
Kimya Hatun
Sinan Yağmur
19 Mayıs 2012 Cumartesi
Acılar Denizi
Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını
Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını
Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana;herkes içime dökmüş artıklarını
Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...
Ümit Yaşar Oğuzcan
15 Mayıs 2012 Salı
Beni şad eylemedin sen dahi naşad olasın
Beni şad eylemedin sen dahi naşad olasın
Şu’le-i ah-i garihan gibi berbat olasın
Künç-i hicrane olup sen de benim gibi esir
Ruz ü şeb destzen-i damen-i feryad olasın
Vere nehl-i emelin meyve-i eşg-i hırman
Bir sitem kâre niyaz etmeğe mu’tad olasın
Ruzigâr eylesün eflâke gubarın peyvend
Göreyim pazede-i leşker-i bîdad olasın
Telhkâm-i sitemin gör ne çekermiş bilesin
Sen de zehrabe hor-i kâse-i hussad olasın
Eyledin Nabi-i biçareye çok cevr ü sitem
Yok ümidim ki mükâfatdan âzâd olasın
Divan Şairi Nâbi
22 Nisan 2012 Pazar
Ne ân-ı hâle cür'et ne figana takatim var
Ne ân-ı hâle cür'et ne figana takatim var
Ne recâ-yı vasla gayret ne firaka kudretim var
Yanaymı mı hasretinden geçeyim mi ülfetinden
Hele derd ü firkatinden sana bin şikâyetim var
Nice etmem âh ü efgan beni yâre geçdi yârân
Nigeh etmez oldu cânân buna pek kasavetim var
Düşüb ol cefâ-şiâre gönül oldu pare pare
Çekerim gamın ne çâre geçemem mahabbetim var
Geziyordun eşbeh eşbeh dedi kim ki gördü peh peh
Beri gel ki sana ey meh dahi çok hikâyetim var
O meh işte bana nisbet idiyor seninle ülfet Bana
Vâsıf açma sohbet sana pek adâvetim var
Enderunlu Vasıf
4 Mart 2012 Pazar
Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.

Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.
Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile…
Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu
sevme hakkından alıkoyamaz.
Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
Sen bile buna karşı koyamazsın.
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
Bir zaman başkalarında aradım seni,
başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim.
Nasıl olsa gelecektin birgün.
Ve işte geldin de!
Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,
bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım
hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.
Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık.
Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin,
mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri
beraberinde sürükleyerek gideceksin.
İşte o zaman yoklukların
En dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.
Ergeç gideceksin; beni anlayamadan,
beni sevemeden gideceksin.
Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,
tesellisiz bir hüzün kalacak.
Yıllardır aradığım sendin
ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden…
Geldin ya!
Şimdi her şey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın,
nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde…
Ümit Yaşar Oğuzcan
21 Şubat 2012 Salı
Aşk nedir, nasıldır
Aşk cesaret ister,kocaman bir yürek ister.
Aşk hayata karşı islenilen en doğru suç ortaklığıdır.
Aşk hayatın tek düzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır.Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz.
aşk nedir, nasıldır bilen var mı?
sevip de her zaman gülen var mı?
beni seviyorum demek çok kolay
hadi öl deyince ölen var mı?
Güfte:İlham Behlül Pektaş
Makam : Nihavent
Beste:Avni Anıl
15 Şubat 2012 Çarşamba
Dün gece mehtaba dalıp hep seni andım
Neler çektim neler canân elinden
Tebâh oldum yeter hicrân elinden
Nihayetsiz melâle hicre düştüm
Figân eyler gönül her an elinden
Semahat Özdenses
Dün gece mehtaba dalıp hep seni andım
Öyle bir an geldi ki mehtap seni sandım
Sevgili rüyana mı aldın beni bir dem
Öyle bir an geldi ki mehtap seni sandım
Semahat Özdenses
Mahzun kalbim günden güne aşkınla eriyor
Ayrı geçen her lahza sonsuz elem veriyor
Ne yapsam çaresi yok, sana yalan geliyor
Ayrı geçen her lahza sonsuz elem veriyor
Semahat Özdenses
12 Ocak 2012 Perşembe
Aşkın Olmasa
25 Kasım 2011 Cuma
Bir gamze hun rize şikâr oldu bu gönlüm

GAZEL
Bir gamze hun rize şikâr oldu bu gönlüm
Şeb ta seher aşuftevü zar odu bu gönlüm
Bir çaresi yok derde giriftar olub eyvah
Bir gonce içün âleme har oldu bu gönlüm
Gülçini visal olmak içün bağı tarabda
Bir bülbüli şurideye yâr oldu bu gönlüm
Gülşende edüb nağmei bülbül ana tesir
Feryad ile manendi hezar oldu bu gönlüm
Geçdi neyü meydan işidüb savtı hezarı
Medhuş olarak maili zar oldu bu gönlüm
Rüyet hevesile Nakiyye bir kez o şuhu
Akdamı rekibane gubar oldu bu gönlüm
Hatice Nakiye Hanım
Müneccimbaşı Osman Saib Efendi'nin kızı. 1846'da ikiz kardeşiyle birlikte dünyaya geldi. Sıbyan mektebinde okudu. Annesini küçük yaşta kaybetti. Teyzesi tarafından büyütüldü. Darülmuallimat'tan mezun oldu. Yenikapı Mevlevihanesi müritleri arasına girdi. Ali Fuat Bey'in Maarif Nazırlığı döneminde Darülmuallimat'ta öğretmenliğe başladı. Farsça ve tarih öğretti. Lügati Farısiye sözlüğünü hazırladı. Bir süre Mısır'da kaldı. Sultan Mehmet Reşat döneminde bazı şehzade ve sultanlara öğretmenlik yaptı. II. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. 1899da yaşamını yitirdi. Yenikapı Mevlevihanesi Çınaraltı Kabristanı'nda toprağa verildi. 40 kadar gazel, methiye, şarkı, müstezad, tahmis, terci-i bend ve kıt'a yazdı. Döneminin kadın şairlerinden Şeref hanımın yeğeni idi. Onun divanının ikinci basımını hazırladı. Dergilerde dağınık halde olan şiirleri derlenemedi. Bir bölümü Türkçe olan bu şiirlerden bazıları kardeşi Nebil Bey’in Divan’ının sonunda, bir kısmı da Ahmet Muhtar Bey tarafından yayımlandı. Hiç evlenmedi.
KOŞMA
Eyvah aşkınla yandım
Sonra cevrinle kandım
Aldandım sözlerine
Seni vefalı sandım
Ver bir dolu içeyim
Gör aşkınla niceyim
O mahmur gözlerinden
Ben nasıl vaz geçeyim
Kadehler durmasun boş
İçüb olalım serhoş
Çünki ağyar sözünden
Yâr ile aram bir hoş
Şimdi dil biçaredir
Aklım pek âvaredir
Ayrılık ateşinden
Ciğerim pür yaredir
Sinemi hicri dağlar
Gözlerim irmakdır çağlar
Nakiyye'nin halini
Gören kâfirler ağlar
Hatice Nakiye Hanım
ŞARKI (Hezlamiz)
Olamaz bir kimse hem halin senin
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin
Geçmede lanet ile salin senin
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin
Benzemez etvarü halin âleme
Gelmemiş mislin vücudi âdeme
Kendine âdemlik isnad eyleme
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin
Namını yâdeylemez emma beşer
Rekş eder efkârına gâvanü har
Sözlerin hayvanları hayran eder
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin
Anırırken sen o savt ile heman
Hep gelir şevka güruhi merkeban
Ursalar şayan sana al bir palan
Yokdur eşşeklikde emsâlin senin
31 Ekim 2011 Pazartesi
Yunus Emre
15 Ekim 2011 Cumartesi
Sevda Bahçesi
Bir gül mahzun durur bahçede
Yaprakları yorgun.
Sen pembe güllerin en pembesi!
Hasta solgun.
Bir gül taze durur bahçede
Yaprakları diri.
Sen beyaz güllerin en beyazı
Sabahlar kadar iri.
Bir gül baygın durur bahçede
Yaprakları serin.
Sen sarı güllerin en sarısı
Yağmur gibisin.
Pembe gül hülyandır açılmış,
Beyaz gül yanakların,
Sarı gül dağınık saçlarındır,
Ve mahzun kalbim ateş gibi
Yanan dudaklarındır.
Cahit Külebi
30 Eylül 2011 Cuma
ÂŞIKA TÂN ETMEK OLMAZ

Âşıka ta’n etmek olmaz mübtelâdır n’eylesin
Âdeme mihr ü mahabbet bir belâdır n’eylesin
Gönlü dilberden kesilmezse acep mi âşıkın
Gamzesiyle tâ ezelden âşinâdır n’eylesin
N’ola ta’yin etse zabt-ı mülk-i hüsnü gamzeye
Zülfü bir âşüfte-i ser-der-hevâdır n’eylesin
Zülfüne kalsa perîşân eylemezdi dilleri
Anı da tahrîk eden bâd-ı sabâdır n’eylesin
N’ola olsa muztarib hâl-i dil-i uşşâkdan
Sînesi âyîne-i âlem-nümâdır n’eylesin
Olmasa Nef’î n’ola dil-beste zülf-i dilbere
Tab’-ı şûhu dâma düşmez bir Hümâdır n’eylesin
Nefi
14 Ağustos 2011 Pazar
Ne çok yanılıyoruz
Kimi kandırıyorsun, dostum? Beni mi, Allah'ı mı?Belki beni kandırıyorsun,ama ya Allah'ı? Bilmezmisin? O bilir, gizlediklerini ve bilmediklerini de bilir.Sana kandım gibi görünsem de Allah bana sır vermiyor mu sanırsın? Allah senin yalanlarını gösteriyor bana.Sen farkına varmayasın diye kanmışlık oyunu oynuyorum Karşında. Ama bu yalanlarınla ne çok yıpranıyorsun sen! Beni değil kendi kendini avutuyorsun sen. Kaybeden sen oluyorsun, ben değil. Ve ben senin yanında senden ötürü ne çok acı çekiyorum. Kaybeden ve kendini kandıran sana ne çok yanıyorum. Bırak bunları dost.Kendimiz olma zamanıdır. kendimiz olma..
Ölümü özlemeyen aşkı anlayamaz...
İsmail Acarkan
24 Haziran 2011 Cuma
Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir?
Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir
Onu en çolpa herifler de emin ol becerir.
Sade sen gösteriver 'işte budur kubbe' diye
iki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.
Ama gel kaldıralım dendi mi heyhat o zaman
Bir Süleyman daha lazım yeniden bir de Sinan.
Bunların var mı sizin listede hiç benzeri; yok.
Ya ne var? Bir kuru dil siz buyurun karnım tok.
Ötmeyin nafile baykuş gibi karşımda susun.
Mürtecisin be imam? Mürteciyim hamdolsun.
Mehmet Akif Ersoy
10 Haziran 2011 Cuma
Anladım ki susmak cüsse işi
Anladım ki susmak bir cüsse işi
Derin denizlerin işi
Serin sular en hafif rüzgârları bile coşturabiliyor..
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar…
Derin denizlerin sükutu büyüler beni.
İçimi bir heybet hissi kaplar.
Benliğimi hasret duyguları istila eder.
Kalbim ürperlerle dolar.
Dalgalı denizler, durgun mavi denizler kadar heybetli gelmez bana.
Göklerin suskunlugu da öyle. Gök gürlemeleri, mavi derinliklerin heybetini siler diye düşünmüşümdür hep.
Sükut her zaman daha manalı, daha derindir.
Hep derin denizler kadar heybetli bir sükut dinledim ondan.
Sanki durgun ve derin bir ummanın kıyısına varmıştım.
Derinliklerinde gönül ve hikmet incilerinin gülümsediği bir deniz bulmuştum.
Hayatın hiç bir kasırgası, hadiselerin hiç bir fırtınası onu dalgalandıramıyordu.
O denize imrendiğim an, gözlerim şu mısralara takılmıştı:
Gittim, gittim, denizin,
Sınır yerine vardım
Halin bana da geçsin!
Diye ona yalvardım
Bir çılgin vesvesede,
Içim didiklense de,
Olaydım o cüssede,
O’nun gibi susardım..
Gercekten de öyle olmustu. Sonsuza götüren bir denizin kıyısına varmıştım.
O zaman anladım ki, susmak bir cüsse işi. Derin denizlerin işi.
Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor.
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar..
Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her sey susuyor.
Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.
Şems-i Tebrizi
4 Haziran 2011 Cumartesi
Ganîdir aşk ile gönlüm ne mülküm ne menâlim var
Ganîdir aşk ile gönlüm ne mülküm ne menâlim var
Ne vasl-ı yâra handânam ne hicrândan melâlim var
Ne sağ olmak murâdımdır ne ölmekten kaçar cânım
Cihânda hasta-i aşk olalı bir hoşça hâlim var
Ben ol hayrân-ı aşkım ki yitirdim akl u idrâki
Ne âlemden haberdâram ne kendimden hayâlim var
Ne meyl-i külbe-i ahzân ne seyr-i sohbet-i yârân
Ne ta’n-ı zâhid-i nâdân ne ceng ü ne cidâlim var
Cihân fânidir ey Yahyâ Hüvel-Hayyü Hüvel-Bâkî
Değişmem atlas-ı çarha benim bir köhne şâlım var
Taşlıcalı Yahyâ
27 Mayıs 2011 Cuma
Âlem düşman olur ise
Âlem düşman olur ise, beni dosttan ırımaya,
Dost kanda ise ben anda, düşmanlık ayırmaya.
Dost ehli bizim ile hem, dost bundadır bize ne gam,
Yüzbin cehdederse düşman, dost mahfili duramaya.
Düşman bana nidebile, işim gücüm dosttan yana,
Dost makaamı can içinde, düşman eli eremeye.
Sultanlar âcizdir anda, ne gönüldedir ne canda,
Mahrumdur iki cihanda, kim dost yüzün göremeye.
Kime kim dost kapı aça, düşmanı elinden kaça,
Yunus ağzı güher saça, değme ârif deremeye.
Yunus Emre
9 Mayıs 2011 Pazartesi
Bahçesaray Çeşmesi

Hansaray'ın hiç şühesiz en meşhur yelerinin başında Gözyaşı Çeşmesi gelmektedir. Kırım Hanı Kırım Giray Han tarafından, çok sevdiği ve genç yaşta ölen eşi Dilara Bikeç anısına "Dünya durdukça bu çeşme de benim gibi ağlasın" diyerek Bahçesaray'lı bir taş ustasına (kimilerine göre İranlı Ömer usta'ya) 1763 yılında bu çeşmeyi yaptırmıştır.
Bazı kaynaklara göre ise; Güçlü Kırım Hanı Kırım Giray hareminde Maria Potocka adında Leh asıllı genç bir bayanı görür görmez aşık olur. Bayan, Kırım hanının aşkına karşılık vermez ve ölür. Giray öylesine üzülür ki, aşkını ifade etmek için en iyi heykeltraşına taştan bir ağlayan heykel yapmasını emreder. Ve böylece şiirlere konu olan dillere destan Bahçesaray taş çeşmesi yaratılmış olur.
Çeşme asıl yerindeyken her bir su damlasının çıkardığı ses, akustiğin de yardımıyla insana ağlama-hıçkırık sesi gibi gelir ve dinleyeni derinden etkilermiş. II. Yekaterina'nın direktifleriyle çeşme bugünkü yerine konulunca, çeşmenin bu orjinalliği de ortadan kaybolmuştur. Çeşmenin üzerindeki şekillerin anlamları da çeşmenin yapılış hikayesini destekler mahiyettedir. Mermerden yapılmış çiçek, gözyaşlarıyla dolu bir göz anlamına gelir. Gözyaşları kalp kurnesini (üstteki büyük kurne) kederle doldurur. Zaman bütün acıları hafifletir (çift küçük kurne), ama zihinde kalanlar tekrar acıyı hatırlatır (ortadaki büyük kurne) ve hayat böylece devam edip gider (zemindeki spiral).
Yapılış hikayesi ve tarihte bıraktığı izler, bu mütevazi selsebilin ziyaretçilerini derinden etkilemiş ve ününün dört bir yana yayılmasını sağlamıştır. Çeşme yapıldığı tarihten itibaren "Gözyaşı Çeşmesi" olarak anılmıştır. İşte o günden beri çeşmenin su haznesine konulan ve her gün tazelenen sarı ve kırmızı güller, birbirini seven bu iki insanı simgelemektedir.
1822 yılında ünlü Rus şair ve yazar Puşkin, sürgünde iken gezdiği Hansaray'dan ve çeşmenin hikayesinden çok etkilenmiş ve "Bahçesaray Çeşmesi" (Bahçisarayskiy Fontan) adlı eserini kaleme almıştır. Şiir, o dönemde Çarlık Rusya'sında ve Avrupa'da meşhur olmuştur.
Bahçesaray Çeşmesi
...
Onı şay tez mezarına ne kirsetti?
Bu ümitsiz esirliknin kaygısı mı?
Hastalık mı, yoksa diğer bir illet mi?
Kim bile? O bu dünyanı tez terk etti.
Han sarayı titislenip, boşap kaldı;
Kırım-Giray kene ketti onı taşlap;
Tümen-tümen askerinen yat illerge,
Yat illerge yolga çıktı sefer başlap.
O kene de kasırgalı soguşlarda
Küskünlenip, kanga suvsap at oynata,
Lakin hannın yureginde başka türlü
Duygularnın alevleri gizli yata.
O ekseri kızgınlaşkan uruşlarda
Kılıçını birden siltep, tars toktala
Pek çok vakıt şaytıp taşday katıp kala,
Çevresine şaşkın-şaşkın bakıp tura.
Bir şeyden korkkan kibi benzi ata,
Öz başına söylene ve ara sıra
Köz yaşını toktamadan akıttıra.
...
Aleksander Sergeyeviç Puşkin
Kimilerine göre, bu şiirden dolayı Kırım'ın tamamında Türkçe (Kırım Tatarca) isimleri Rusça ve Yunanca uydurma isimlerle değiştiren Çarlık idaresi, Bahçesaray isminin değiştirilmesine cesaret edemez. Bu popülarite Hansaray'ın da daha fazla tahrip edilmesini önler... Şimdi bu minnettarlığın bir göstergesi olarak Gözyaşı Çeşmesi'nin yanı başında Puşkin'in de bir büstü yer almaktadır. Çeşme, daha sonraları Boris Asafyev'in aynı adlı bale eserine de ilham kaynağı olmuştur.
Adına çeşmeler yapılan, şiirler yazılan Dilara Bikeç'in türbesi Bahçesaray'da Hansaray'ın duvarına bitişiktir. Bazı kaynaklarda Gözyaşı Çeşmesi'nin türbenin duvarına bitişik olarak yapıldığı da belirtilmektedir.
Bahar Kalemi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





